önümde onca yokuş varken ben yine sana düzlüğüm…
“… Madem annelerin bu kadar çok şeyi bir anda yapabildikleri ortada öyleyse bunun ücretlendirilmesi gerekmiyor mu? Madem annelik bu kadar yorucu çocuk yapmayı teşvik eden politikalar yerine ev içi emeği ücretlendirmek için yeni politikalar üretmek gerekmiyor mu? Madem anneler bu kadar çok şeyi bir arada yaptığı bu kadar ortada bunun için gerçek bir iş bölümü gerekmiyor mu? Madem annelik bu kadar zor, kadınların geleceğinin güvence altına alınması için sosyal hizmetlerden faydalanması gerekmiyor mu? Artık kadının sevecen anne rolü yerine kadın olarak kendini inşa etmesini kolaylaştırmak; esnek olmayan, güvenceli işlere istihdam edilmesi gerekmiyor mu? Ve madem “anneler günü” diye bir gün var, kadını yok eden kapitalist politikalar yerine tüm kadınların isyanın dile geldiği feminizme dayanmak gerekmiyor mu?”
Cemal Süreya, Edip Cansever’i çizmiş.
“Bilgisayarlar yardımıyla alışverişimizi yapacağımız günler pek uzakta değil..”
(1991)
“…
Gerçek hakem halklar ve onların vicdanlarıdır. Benim vicdanımda ise hiçbir devlet erkinin vicdanı, hiçbir halkın vicdanı ile boy ölçüşemez. Benim tek isteğim canım Türkiyeli arkadaşlarımla ortak geçmişimi alabildiğine etraflıca ve de o tarihten hiç de husumet çıkarmamaca-sına özgürce konuşabilmek.
Bunu bir gün tüm Türklerle Ermenilerin de kendi aralarında konuşabileceklerine yürekten inanıyorum. Özellikle de Türkiye ile Ermenistan’ın kendi aralarında da herbirşeyi rahatlıkla konuşabilecekleri ve düzeltebilecekleri ve onlar konuşurken, benim ilgisiz üçüncülere dönüp, “Size de artık üç nokta düşer” diyeceğim günleri iple çekiyorum.
Dünya Ermenileri 1915’in 90. yılını anmaya hazırlanıyor. Ansınlar… Haklarıdır. Yukarıdaki satırlar da bendenizin ruh halidir…
Arz ederim. (HD/TK)”
( http://bianet.org/bianet/azinliklar/114052-hrant-dink-ten-24-nisan-uzerine-yeniden-ruh-halimdir )
(Kaynak: amaninimorkoyun)